sigaradan fazlasıydı bir dönem için
içime çektiğim ilk günü çok rahat hatırlıyorum
yaşım 14 ve lise 2 öğrencisiydim
adı her zaman hoşuma gidiyordu
ama hiç denememiştim
ve yapma zamanım çoktan gelmişti
yalan söylemeyeceğim
özendim
elinde sigaralarıyla dersanenin balkonunun demirlerine
oturan
ve etrafında başka insanlar olanlara
bende sert biriydim
ama etrafımda hiç kimse yoktu
o zaman kararımı verdim
katılacağım
gittim yanlarına
engin`di grupta benden sonra en iri olan oğlanın ismi
versene bir tane dedim
paketi gösterip
ne o, babandan korkmuyormusun artık dedi
boş ver dedim onu
ruhu bile duymaz
aldım sigarayı elime
sarı paketten çıkan o nefis tad
yaktı kızlardan birisi
hoş geldin dedi sonra bir diğeri gülerek
içime çektim ne bulduysam onda
havadaki parfüm parçalarını bile çekiyordum neredeyse
ve sağlam bir iki nefes sonunda
başım daha fazla kaldırmadı ayakta durmayı
çekilin dedim, yer açın
ve çöktüm bir köşeye
hiç hissetmediğim kadar iyi sanıyordum kendimi
ve hiç bilinmeyen gizli dostluklarım oldu
tenefüs aralarında, çıkış kapısını hızlıca açtırmak benim görevimdi
bana soru soramazlardı, diğer “ufaklıklar”
ve caddenin karşı kıyısındaki pastaneye atardık kendimizi
yıllardır içiciydik sanki
ve çeviriyorduk bir tek sigarayı kendi aramızda
ıslatmasana kızım diye bağırırdı arada engin
kızlardan herhangi birine, en fiyakalı o çekerdi nefesi
ve en hızlı o koşardı, bahçeye doğru
yakalanmamak için
tiryakilikten çok bir tür bağlılık ihtiyacıydı sigara
aynı suça ortak olabilmekti
sonraki büyük suçlarımızın yanında, sigara masumdu
ve ıslatan izmariti yüzünü kızartır
özür dilerdi
siktir et derdim her defasında
bu da geçer
Liseden mezun olduğumuz gün
okul bahçesinde bitirdik bir paketi
öğretmenlerin birinden almıştık hem de
orada o işi yapabilmek sanki kaldırmıştı kıçlarımızı birer birer
diğer çocuklara daha bir yukardan bakıyorduk
ve mezuniyet balosu
insanlar dans ederken
biz masada oturmuş
hayatımızın bundan sonraki kısmının demostrasyonunu yapıyorduk sanki
paketler birbiri ardına açılıyor
alkol sürekli tükeniyordu
en son o gün görmüştüm
arkadaşlarımı
çoğunun adını bile çıkaramayacağım suç ortaklarımı
ve o zamandan kalan
hiç ayrılmadığım sadece bir tek kısa camel`ım vardı.
üniversite yıllarında en bi sefil olduğum zamanlarda da
en iyi durumlarımdada hep o vardı.
seviyordum
sigara ile arasına bağ kurmuş bir salaktım belki
ama hoşlanıyordum sigaramdan
ta ki
japonların camel`ın paketini ve tadını değiştirecekleri haberi çıkana kadar
güzel günlerdi o zamana kadar sigaramla geçirdiklerim
kimi zaman ankara on dokuz mayısta iliklerime kadar ıslandığımda yada
taksimden beşiktaş`a rüzgardan adım atamazken yürümeye çalışırken ağzımdaydı
ciğerlerimi beş para etmez kılmıştı belki ama hiç pişman değildim
ve geçen temmuzda sigaralarımız toplatıldı
ve yerine yenileri kondu
aptal paketli aptal tadlı şeyler
o zamandan kurtarabildiğim tek bir paket camel`ımdan
son kalanı bugun tükettim işte
öylesine garip bir duygu ki
son paket
en son
başka alabilme ihtimalim yok
bir daha bu paketin içinde bu sigarayı göremeyeceğim
ne bundan sene önce diş telleri yüzünden izmariti ıslatan
o kız ne de bir akşam üzeri babamın suratına yanlışlıkla üflediğim duman geri gelecek
iyi ve kötü günlerimde cebimdeydi
ve son paketi açarken bir intihar gibi gelmişti, köprüden atlamak, bilekleri kesmek gibi
geri dönüşü hiç yoktu
ama şimdi öyle geriye döndüm ki
son kısa camel`ı verdim çoçuğa içsin diye.
sadece tek bir fırt aldım
sağlam bir fırt
8 sene önce içime aldığım ilk kısa camel fırtı gibi
bugün, son sigaramdan son bir nefes
ve derim ki
özleyeceğim seni….
(2002 sanırım, JT International’in Camel’ları değiştirmesi üzerine…)
(şiiri ahada bu paket için yazmıştım.. paket geçenlerde kitapların arasından çıktı, attım)